25 Aralık 2012 Salı

ilk söz


Konuşmaya başladığım günden beri –ki bu daha bir yaşımı dahi doldurmadığım zamanları da kapsıyor- söyleyecek çok şeyim oldu benim. Yazmayı öğrendiğim günden beri ise hep yazdım. Son birkaç yıla kadar durmaksızın ve çokça yazdım hatta. Fakat disiplinsizliğim, düzensizliğim, agresifliğim ve mani-melankoli durumlarım (bayağı psikopat bir tip çizmiş oldum ama :D ) sayesinde yazdığım çoğu şey bugün elimde yok. Bir blog yazma fikrine her zaman sahiptim ama “ya hep, ya hiç” mottom sağolsun, blog yazma konusunda “hiç”i seçtim. Şimdiyse artık yazdıklarımın, düşüncelerimin “an”larda kalmasını istemiyorum.  Söylediklerim “hep” olsun, hiç susmayayım istiyorum (Yazar burada ”İşte şimdi yandınız.” demek istiyor.). Gördüğüm, duyduğum, tattığım, şaştığım, çaldığım, gezdiğim, tozduğum, kızdığım, kırdığım, sevdiğim, sövdüğüm ne varsa burada yazayım dedim.
                Ezcümle; ben bordo ciltli, sarı yapraklı bir defter tutmaya karar verdim.

1 yorum: