26 Aralık 2012 Çarşamba
suskunlar
"...Sonsuzluğun derin sessizliğinin "nefesini üfleyen" ve ona "can veren" bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü...Bağdasar, Kirkor, Davut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar'ın düş dünyasına duhul ederek suskunluklarını bozmuşlardır."
Suskunlar, Arka kapaktan
Ben bu kitabı okuduktan sonra mı ney üflemeye başlamıştım yoksa ney üflemeye başladıktan sonra mı bu kitabı okumuştum hatırlamıyorum ancak aralarında kesin bir bağlantı olduğundan eminim. Zaten evdeki onca kitap arasından (ç)alma riskine girdiğim bu kitabın benim için çok farklı olduğu gerçeğini kimse göz ardı edemez. Anne ve babamın taviz vermedikleri "ortak mülkiyet" ve "biz" kavramlarını karşıma alarak aile kitaplığından bir kitap yürütmek inanın hiç de kolay değildi. :)
Bu yazı kitaba dair bir değerlendirme yahut eleştiri değil. Beklediğiniz buysa üzgünüm ama haddime değil. Belki yalnızca bir öneri denebilir. İhsancığımın okur kitlesini genişletmeyi de pek istemem gerçi. Ha, ama "Neva" sesine aşıksanız, "aynaya yansıyan aksinize bakıp gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak" istiyorsanız ve eflatun rengi hayaller kuranlardansanız bir gün zaten bu kitabı okuyacaksınız.
Yine uzun uzun konuştum, seviyorum işte bu kitabı. Bitti; bitti demekle bitiyorsa eğer...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder